En çok sardunyaları seversin bilirim. Çiçekçi fiyakalı elbisemden anlamış olacak ki ilişmedi hiç. Yalnız biraz papatya tutuşturmak istedi göz ucuyla. Peki ya karanfil de koysam mı yakama? Biraz bahçe toprağı rica ettim. “Saksılık” değildir, diye ekledim. Göz göze geldik aynayla. Göğüs kafesim durmaksızın çatırdıyor, kravatım yerini yadırgıyordu. Bütün buluşmalarımız benim için vuslat hazırlığında geçer. Sen her şeyi yerli yerinde seversin, ben bütün ayrıntıları hesaplarım. Bilirim ki bir bahar ortasında, saat hep akşamüstüne gebeyken seversin saçlarını açmayı.
Nihayet vakit geldi, koşaradım girdim kapıdan. Zaman hep sevdiğin gibiydi. Bekçi gösterdi yerini. Önce “saksılık” olmayan toprağı ekledim toprağının üstüne. Sonra sardunyaları, papatyaları ve karanfili ektim mermerinin hizasına. Saçların ne halde bilmiyorum.
ANIL TOPÇU
Bir yanıt yazın