YANLIŞ İLİKLENMİŞ ZAMAN

Bir sabah uyandım ve dünya tam gırtlağımda duruyordu.

Gıcırtıyla açılıyor sabah, gıcırtıyla kapanıyor o ağır gözkapakların.

“Su” derdi buna biri, “soğuk ve lal bir su.”

Ama suyun kaldırma kuvvetine hiç inanmadık,

biz en baştan boğulmayı seçtik.

Zamanı yanlış giyinmişiz biz, düğmeleri iliklerken fark ettim;

aşağıdan yukarıya doğru yanlış, yukarıdan aşağıya doğru eksik.

Ve ben, kendi iskeletime teyellenmiş eğreti bir yamayım sanki.

Bizi birbirimize diken iplik çoktan çürüdü.

Sen bana bakınca, bir ormanın en dipteki kökü sızlıyordu eskiden.

Şimdi bizim seninle yıllarca sustuğumuz o koca alfabe,

camlarda buğulanıyor.

Ne yana dönsek devrik bir cümle gibi devriliyor üstümüze eşyalar.

Yürüdükçe kısalmıyor yol, yürüdükçe çoğalıyor taşra.

Ağzımdaki bu tat, vedaların değil, küflenmiş bir “merhaba”nın tadı.

Bak, dikiş yerlerimden sızıyor o eski, o küflü zaman.

Çünkü insan, en çok iyileşmeye başladığı yerden çürür.

ANIL TOPÇU

Write a Comment

Leave a Comment

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

ADN Bilişim Tarafından Tasarlandı